4.Levent Şubesi Yeni Konseptiyle Şubesini Yeni yerine taşıdı

5 11 2010

Alternatif Bank 4.Levent Şubesi

 

4.Levent Şubesi
Sanayi Mah. Eski Büyükdere Cad. No 31/A
Kağıthane
İstanbul
212- 280 62 10
212- 280 60 72





HALK BANKASI KULU’DA YENİDEN ŞUBE AÇTI

5 11 2010

1287403397100_1469_WinCE

 

2002 yılında Kulu’da bulunan şubesini kapatan Halk Bankası 8 yıl aradan sonra Kulu’ya tekrar şubesini açtı.

Belediye Hizmet Binası altında faaliyet gösterecek olan bankada şu an 4 personel hizmet verecek olup, ihtiyaç duyulduğunda yeni personel görevlendirileceği bildirildi.

Bankadan yapılan açıklamada, kredi kartı, yatırım ürünleri tüketici kredileri, bireysel ve ticari bankacılık hizmetlerinin yanında Kobiler ve Tarıma dayalı hizmetler sunacak şubenin Camikebir Mahallesi Atatürk Caddesi Belediye Hizmet Binası altına açıldığı belirtildi.
Kulu Şube Müdürü Nazif Kadiroğlu Şubemiz 18 Ekim 2010 tarihi itibarı ile hizmete girmiş olup,Halk Bankası olarak kaliteli ve ayrıcalıklı hizmet anlayışını Kulu halkı ile buluşturmaktan mutlu olduklarını ifade etti.

Kulu Şubesi
Cami Kebir Mah. Atatürk Cad. No 56
Kulu / KONYA
332- 641 12 03
332- 641 12 66





Bürokrasi Bankacılığı: Ziraat Bankası

5 11 2010

Soğuk bir hastanedeki bekleme odasını andıran banka şubesinin memurları da yılların birikimi ile hallerinden oldukça memnuniyetsiz olarak görünüyorlar. Ne giyimlerinde özen var ne konuşmalarında. En başta duran gişe görevlisi otomatik sıradan müşteri kabul etmiyor. Çevre esziraatnafı ile PTT’den gelen hatırı sayılı tanınmış müşteriler bu gişeden bozuk para alıyor, sohbet ediyor, kaba tabirle çene yapıyorlar. Memur ipli gözlüğü ile yılların birikimi ile banka şubesinin “ağalığını” yapıyor kendince. Pastaneden gelen eleman “yine gelmedi mi bozuk para” diyerek işinin halledilmesini rica ediyor ağabeyinden… Kakara kikiri hoş sohbet devam ediyor. Yaşlı müşterilerden biri “ben taksiyle geldim bunlardan bize hayır yok” diyor. Engelli maaşını almaya gelenler, hastalar, çoluk çocuklular ve gelmeyen sıralar…

1888 yılında Mithat Paşa’nın öncülüğünde resmen kurulan, Türkiye’nin en karlı kuruluşu ve Türkiye dışında 17 farklı ülkede faaliyette bulunan Ziraat Bankası; Türkiye’de emeklilerin ve resmi bürokrasinin bankası olarak tanınıyor.

Emekli maaşları, öğrenci harçları, sosyal yardımlar gibi devletle vatandaşın bir araya gelmesinde bir aracı kurum olan Ziraat Bankası kurulduğu yıllardan bugüne maalesef ki o bürokratik görünümünü gözümüzde değiştiremedi.

Bir dönem emeklilerin banka kapılarında kuyrukta beklerken öldüğü haberleri ile her gün medyaya konu olan bankaya bugün yine bürokratik bir işlemi halletmek amacıyla gittim. Uzun süredir bankaya uğramadığım için ne pişmandım ne de karşımda yepyeni bir anlayış vardı…

Halihazırda çalışmakta olduğum birkaç bankada nadiren de olsa şubeden halletmem gereken bir iş olduğunda, şube içinde sıra beklediğim koltuktan gişenin renklerine, sıra numarası alınan makineden memurların giyimine kadar her şeyi incelemek için yeteri kadar vakte sahip olan bir müşteri olarak Ziraat Bankası’na bir kez daha 10 üzerinden 0 (sıfır) verdiğimi açıklamam gerekiyor.

İzmir’in en zengin semtlerinden birinde yer alan banka şubesinin kapısından yağmur suyu gelmesin diye yerleştirilen bir metal panoya basarak içeri giriyorum. İçeride 50 yaşın altında bir müşteri dahi yok. (Bürokrasi ve emekli bankacılığı) Güvenlik görevlisi ne kadar genç olursa olsun ne gülüyor, ne yüzünde bir mimik var. Sorulan sorulara yüzeysel cevaplar verip bir an önce iletişimi koparmaya çalışıyor. Müşteri kitlesinden midir bilmem ama onunda içi geçmiş. Haline üzülüyorum, her gün onca saat o biçimde oturmak ne kadar keyif kaçırıcı.

Sıra almak için bastığım tuş varoş semtlere yolcu taşıyan minibüslerin havalı kapılarını açan tuşa benziyor. Aldığım sıraya göre önünde bekleyen en az 35 kişi var. Havanın soğukluğu da işin içine eklenince sakız yapışmış ve kazınmış mavi koltuklara oturuyorum. Bütün yaşlılar sıranın geç gelmesinden ve memurların yavaşlığından şikâyet ederken kendi aralarında yüksek sesle homurdanıyorlar. “Bu banka bizlere hizmet etmeli!” Kahverengi ile yeşilin garip bir tonuyla döşenen bankolar ile bankanın iç dekorasyonu bir devlet dairesinde olduğunuzu hatırlatmaya fazlasıyla yarıyor. Işıklandırma ile rutubetten dökülen duvarlara özensiz yerleştirilen banka reklamlarındaki “hızlı ve çağdaş” ibaresi ne derece inandırıcı tartışılır.

Soğuk bir hastanedeki bekleme odasını andıran banka şubesinin memurları da yılların birikimi ile hallerinden oldukça memnuniyetsiz olarak görünüyorlar. Ne giyimlerinde özen var ne konuşmalarında. En başta duran gişe görevlisi otomatik sıradan müşteri kabul etmiyor. Çevre esnafı ile PTT’den gelen hatırı sayılı tanınmış müşteriler bu gişeden bozuk para alıyor, sohbet ediyor, kaba tabirle çene yapıyorlar. Memur ipli gözlüğü ile yılların birikimi ile banka şubesinin “ağalığını” yapıyor kendince. Pastaneden gelen eleman “yine gelmedi mi bozuk para” diyerek işinin halledilmesini rica ediyor ağabeyinden… Kakara kikiri hoş sohbet devam ediyor. Yaşlı müşterilerden biri “ben taksiyle geldim bunlardan bize hayır yok” diyor. Engelli maaşını almaya gelenler, hastalar, çoluk çocuklular ve gelmeyen sıralar…

Gazete okuyarak zaman geçirirken sıram geliyor. Yürümeye henüz kalkmışken bir daha basıyor memur sıraya, benim sıram yok oluyor. Çok yaşlı sayılmadığım bu yaşımda bu hızla tuşa basan memur beni fazlasıyla şaşırtıyor. 35 kişilik sıra 1,5 saatte gelirken 30 saniye bile beklemeden benim sıram yok oluyor. Üşüdüğü ve hasta olduğu belli olan memur işlemimi almadan önce kasa odasını kapattırıp diğer memurları uyarıyor: “klimayı bir daha açmayın.”  40 yaşın altındaki tek gişe memuru ise “mesaim bitsin de kurtulsam şu cehennemden” der gibi bakıyor.

Bu çağda, bu mantıkla, bu renklerle, bu memurlarla, bu hızla, bu iş yürümez. Yürür de; sadece zorunlu olarak, size mecbur olanlarla ilişkiniz olur. Zaten başka bir kitleden müşteri alma gibi niyetiniz olsaydı önce şubelerinizi yenilerdiniz!

A.Buğra TOKMAKOĞLU

Abtokmakoglu@gmail.com